İnceleme: Kara no Shoujo


Yeni acılar dökmem gerek dizelere,
ilk bölümün yirminci kantosunun konusu
yerin dibindekileri getirmek için dile.
Acılı gözyaşlarının biriktiği
karşımdaki hendeğin dibine
bakıyordum olanca dikkatimle:
değirmi vadiden gelen insanlar gördüm,
sessizce ağlıyorlardı, yeryüzünde
ayinde yürür gibi yürüyorlardı.
Bakışlarımı dibe, onlara doğru indirince
şaşırdım, çeneleriyle gövdeleri
arasının ters dönmüş olduğunu gördüm:
böbreklerine bakıyordu yüzleri,
gerisin geri yürüyorlardı,
çünkü önlerini görmüyorlardı.
Belki de inme nedeniyle
vücutları kıvrılmıştı böyle;
ama ne duymuş, ne de görmüştüm böyle inmeli.
Ey okur, Tanrı yararlandırsın seni
okuduklarından, ama yine de kendi kendine
karar ver, gözlerim kuru kalabilir miydi,
insanın görünüşünün, kaba etleri
gözyaşları sulayacak gibi
değiştiğini yakından görünce.
Sarp yamacın kayalarından birine
dayanıp öyle ağladım ki, rehberim şöyle dedi:
"Bu budalalar gibi misin yoksa sen de?
Burada acımanın ancak ölüsü bulunur;
Tanrı’nın verdiği cezaya acımaktan
daha büyük suç mu olur?"

İlahi Komedya, Cehennem XX. Kanto, Dante Alighieri

(eser miktarda spoiler içerir, ciddi spoiler mahiyetindekiler belirtilmiştir)

Sene 1956, İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkım ve trajediyi henüz üzerinden tam anlamıyla atamamış Japonya'da "barabarajiken" adı verilen, maktulün uzuvlarını parçalayarak işlenen cinayetler artmıştır. Eski bir polis olan özel dedektif Tokisaka Reiji, bu cinayet davalarından sorumlu arkadaşı Uozumi'nin isteği üzerine ona yardımcı olmaya karar verir. Uğraşı bununla sınırlı değildir, iki öğrencisi kaybolmuş olan Ouba Özel Kız Lisesi müdür yardımcısının ricası üzerine bu okulda özel eğitmen sıfatıyla görevlendirilecek ve esasen kaybolan öğrencilerin izini sürecektir. Aynı lisenin bir öğrencisi olan Kuchiki Toko isminde bir kızın, "beni, gerçek beni bul" ricasını da kırmayan dedektifimiz, birbirinden ayrı gibi görünen bu üç meselenin aslında pek irtibatlı olduğunu geçen günlerde tespit edecektir.

Roman tabiatıyla oldukça karanlık bir manzara sunuyor okuyucuya. Hazzı, intikamı, deliliği, bedbahtlığı, çaresizliği çok güzel bir şekilde yaşatıyor, özellikle de çaresizliği, aziz okuyucu. Gece geç saatlerde evine dönmüş, yıkanıp üstünü değiştirmiş, sürme kapının arasından esen rüzgar vücuduna çarparken kahvesini yudumlayan Tokisaka ile beraber dava üzerinde düşünmek, delilleri incelemek, bağlantıları irdelemek, parçaları birleştirmek, ama çaresiz olduğunu bilmek, bir başka masum kızın öldüğü gerçeğiyle yüzleşmek, bir diğerini kurtaramayacağını, zamanında suçluyu yakalayamayacağını yüreğinin derinliklerinde hissetmek... Eşsiz bir deneyimdi. Bahsedeceğim zayıf noktalar olmasa idi tüm kalbimle benimseyeceğim, göklere çıkaracağım, mükemmel addedeceğim bir yapıt olacaktı, maalesef o noktalar beni bundan alıkoydu.

Bu sahne ve arkada çalan bu müzik hikâyeyi yaşamamı, melankoliyi ve gizemi, bir an önce suçluyu bulma arzusunu tatmamı sağladı.

Karakterler oldukça iyi yazılmış. Bunun en büyük delili okuyucunun bu karakterlere karşı bir şeyler hissetmesi ve bu hissiyatının derecesidir. Yukari'nin mütemadiyen üstüne titremem, malum bir karakter katledildiğinde benliğimi saran nefret ve intikam duygusu; marazi fikirlerini, kıskançlığını, nefretini hiçbir zaman okuyucudan esirgemeyen Mizuhara'dan tüm benliğimle istikrah etmem bence yeterli bir delildir. Ve tabii ki Toko... Ruhumun derinlerine işleyen keskin bakışları, içinde kaybolunası gözleri, bir türlü hissedemediği ve aradığı aidiyet duygusu, toy ama olgun, kırılgan, zayıf, bilinmezlik denizinde boğulan ve bizden yardım isteyen bedii varlık. En çok değer verdiğim, en çok el üstünde tuttuğum, benimsediğim karakter o oldu, maalesef ki bu hislerle beraber onu kötü kaderine terk etmek, mezarını kazmak ile lanetlendim.

Benliğini arayan, bulmasına yardımcı olmamızı isteyen Kuchiki Toko.

Dramın dozunu fazla kaçırdıklarını tespit etmemiz gerek. spoiler Toko'nun geçirdiği trafik kazası benim için bardağı taşıran son damla oldu. Roman zaten yeterince karanlık, bedbaht, teessür dolu iken oldukça gereksiz, sırf hikâyenin sonuna tevafuk etmesi için, Toko'yu uzuvsuz bırakmak üzere uydurulmuş bir hadise olduğunu düşünüyorum. spoiler

Katillerin fiiliyatına temel teşkil eden psikolojik yapı çok başarılı bir şekilde oluşturulmuş, Hrıstiyanlık dinine ve İlahi Komedya'ya yapılan referanslar, oyunda bahsi geçen Egg of Neanis hikayesi, cinayetin ince detayları ve altta yatan fikriyat beğenimi kazandı. Senaryonun iyi hazırlandığının, ustalıkla örüldüğünün altını çizelim.

Romanımız lineer, kinetik bir görsel roman değil. Cinayet mahallinde "point-and-click" tarzında araştırmalar yapmamız isteniyor. Yeri geldiğinde çeşitli tercihlerle karşı karşıya kalıyor, buna ilaveten gün sonunda haritada gösterilen iki farklı yere giderek karşımıza çıkan karakterlerle vakit geçiriyoruz. Bu seçimlere bağlı olarak farklı sonlarla karşılaşmak mümkün, oyunun can sıkıcı noktalarından birisi bu noktada karşımıza çıkıyor, alakasız seçimler nedeniyle kötü sona kilitlenmek, oyuna tekrardan başlamak zorunda kalmak okuyanı çileden çıkarıyor. Başta kafanıza göre oynayın, takıldığınız yerden sonra walkthrough'a mahkûm olacaksınız zaten.

Dedektifimizin not defteri sayesinde delilleri, karakterleri ve karakterlerin birbirleriyle irtibatlarını gözden geçirebiliyoruz.

Tenkit ettiğim kısımlara gelelim. Erotik sahneler hiçbir şekilde romana yakışmamış. Eğreti ve gereksiz duruyor, gidişata hiçbir tesiri yok, ana karakterimiz pek gamsız olacak ki sonrasında hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Beğenmediğim bir diğer nokta karşılaştığımız karakterlerin birbirleri ile gereksiz ölçüde çok fazla bağlantılarının olması. Güzel kurgulanmış ve örülmüş gibi görülebilir, ancak tanıdığım bir avuç farklı karakter baba-kız, amca-yeğen, kardeş çıkınca ipin ucunun kaçtığını düşünmeden edemedim. Beni en çok kahreden mevzu ise Toko'ya reva görülen son oldu. Doğrudur, oyunun ortaya koyduğu esas fikir olan her türlü çabaya rağmen hiçbir kurbanı kurtaramama, âcizlik ve çaresizlik; ona "uygun görülen" sonla bağdaşıyor belki. Ancak yine de üzülmeden, başka yolu yok muydu diye düşünmeden edemiyor insan.

Romanın müzikleri tek kelimeyle muhteşem. Diğer oyunlara nazaran kısıtlı bir etkileşime, hikâyeyi aktarmak için az sayıda unsura sahip görsel romanlarda müzik ve seslendirme pek mühimdir. O havayı, atmosferi, hikâyeyi, hissiyatı okuyucuya yaşatmada ziyadesiyle muvaffak olduğunu belirtmeliyim. Seslendirme de üst seviyede, romanın başarısında bu iki dairenin ciddi payı olduğu su götürmez bir gerçek.

Bahsettiğim gibi oldukça karanlık bir öykü var elimizde, betimlenen cinayetler oldukça vahşi, kan donduran cinsten, bunun bilincinde romana dalmanız gerek. Sizi bekleyen güzel bir son yok, umarsız, realist bir dünya, acılarla dolu hayatlar ve cinayetler, karanlık günler. Bununla beraber Kara no Shoujo okuması oldukça zevkli, iyi örülmüş bir gizeme sahip, ilgi çekici karakterler ve katiller içeren, damakta ayrı bir tat bırakan oldukça başarılı bir görsel roman. Okumanızı içtenlikle salık veririm.

Yorumlar

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Kitap Tanıtımı: Totsukuni no Shoujo

İnceleme: Görsel Romanlar